Karadeniz Rotaları – 3

Yolculuğun ilk gecesini Akçakoca‘da, ikinci gecesini Amasra‘da kamp yaparak geçirmiştik.

Bugün 330 km yol giderek Sinop Hamsilos koyunda, Martı Kamping‘e doğru yola çıkıyoruz. Amasra’dan Sinop’a (Ayancık’a) kadar süren yol, Türkiye’nin deniz kenarından giden en bakir, en keyifli yoludur bence.  Hele motosikletle gidince yol hiç bitmesin istiyor insan. Bir yandan da yolun dar ve bol virajlı olması sayesinde yol bitmiyor zaten 🙂

Amasra’dan Kurucaşile’ye kadar yolda benzinci yok aman dikkat! Daha sonra Artvin’e kadar yakıt sıkıntısı çekilmiyor. Yol üzerindeki Kurucaşile, Doğanyurt, Abana, Çatalzeytin, Abana, Güzelkent, Ayancık hepsi küçük keyifli yerleşimler.  Buralarda mola verecek güzel köy kahveleri var ama konaklayacak bir yer yok.  Yol ile deniz arasında güzel koylar var ama koylarda yapılaşma yok (çok yok yani). Bu haliyle çok sevimli yerler bana göre.

Özellikle Kurucaşile ile Cide arasında bulunan “Gideros Koyu” bu yolun en sık mola verilen noktası. Son yıllarda adı daha sık duyulmaya başladıkça kalabalıklaşmış da.

Koyun iki yönden de dar ve dik girişi var. Gideros Koyu’na doğu inmeye başlayınca, dik inişin üzerinde koyun manzarasına hakim bir balık restoranı var: Muharrem’in yeri Gün Batımı Restoran. Burası benim sevdiğim alabildiğine salaş yerlerden. Belki motorla tek başıma dolaşmamın verdiği yalnızlığımdan dolayı Muharrem Abi, benimle çok ilgilendi. Birkaç saat boyunca oturup muhabbet ettik. Çok gezen, çok okuyana göre kesinlikle daha avantajladır bana göre. Gittiğin yerlerde, uzun süre o bölgede yaşayan insanlardan alınan bilgi okuduklarından daha önemlidir. Hatta okuduklarını daha anlamlı kılar. Akçakoca’da, Akkonak‘ta kaldığım kampingleri işletenlerden de bölge hakkında önemli şeyler öğrenmiştim. Muharrem Abiyle de sohbet güzeldi, uğramanızı isterim.

Eğer batı yönünden inerseniz İsmet Usta’nın yerine ulaşıyorsunuz. Buranın inişi daha kolay.

Buradaki tesisin güzel yanı aynı zamanda kamp alanı olarak da kullanılması.

Gideros’tan doğuya doğru yola devam edince, insanın her köyde durup mola veresi geliyor. Birbirine benzeyen koylar, köyler karışmaya başlıyor bir süre sonra.  Buralardan geçmeyeli en az 5 yıl olmuştu, çok fazla bir değişimin olmaması mutlu ediyor insanı. Ama hala karıştırıyorum hangi köyde durup mola verdim, o çok sevdiğim, fotoğrafını çektiğim yer neresiydi diye 🙂.  Eğer sahilden ayrılıp Küre Dağları’na doğru sürerseniz, hele kışın müthiş bir doğaya tanıklık ediyorsunuz.

 

Biz sahilden devam edelim. Bu kadar güzel küçük yerlerin içinden geçerken, yemek molası verdiğim İnebolu’nun merkezinin yapılaşması çirkin gözüküyor gözüme. Buraya ait geçmişte aklımda kalan iki şey var sadece. Biri deniz kenarında yıllar önce gün batımına karşı yediğimiz yemek, diğeri de Tutunamayanlar’ı yazarı Oğuz Atay’ın burada doğmuş olması.

İnebolu’da mola vermektense 20 km ilerideki Abana’da soluklanmak daha hoşunuza gidecektir.  Hatta Abana’nın çıkışında güzel bir plaj var, belki biraz serinlemek de istersiniz 🙂 Bu rotanın çoğu yerinde deniz güzel, temiz ama dalgalı tabi ki.

Sahilden giden yol Ayancık’ı geçip Sinop’a yaklaştıkça virajlar normale dönmeye başlıyor.  Ben de hızımı biraz artırıp geceye kalmamaya çalışıyorum. Yolda o kadar çok oyalanınca Sinop’a hava kararmadan varmak zor oluyor. Bu güzel yolu neden bir günde bitirdiğime, Çatalzeytin’in koylarında bir gece kamp yapmadığıma pişman oluyorum sonradan.

Bu kadar yolu Sinop’ta Hamsilos Koyu’nu görmek ve Martı Kamping de kalmak için aldım. Neyse ki  Martı Kamping’in buna değecek güzellikte bir yer olduğunu kapısından içeri girince hemen anlıyorum. Kamp alanı çim, önü hemen kum ve deniz, sessiz sakin bir yer. Motorumdan çantalarımı indirip hemen bir köşeye çadırımı kuruyorum. Kamp,  Hamsilos Koyu yolu üzerinde şehir merkezinin 7 km batısında Akliman’da büyük bir alana kurulmuş. (30 bin metrekare) Araçların park edecek yer sıkıntısı olmadığından karavancılar için çok tercih edilen bir yer olduğu belli oluyor hemen.

Güzel bir restoranı da var tesisin. Tek dezavantajı deniz kenarı olduğu için, ağaç sayısı çok değil. Dolayısıyla yazın kalabalık günlerde gölgelik alanları kaptırmış olabilirsiniz. Hani hep derler ya “deniz, kum, doğa ile iç içe yeşil ve mavinin birleştiği bir yer” burası gerçekten öyle bir yer. Daha çok karavancıların ve yabancı gezginlerin konakladığı, bizim adını pek duymadığımız bir kamping.  Kamp alanının konumu da çok iyi. Şehir merkezine 11 km uzaklıktaki Doğal Sit Alanı olan Hamsilos Koyu’nun yanında hemen.  Hamsilos Koyu Türkiye’deki tek fiyord olarak geçiyor. Böyle eşsiz bir konumdaki Martı kampingin bugüne kadar çok popüler olmaması gerçekten şaşırtıcı.

Buraya kadar gelmişken Erfelek Şelalelerini de görmenizi tavsiye ederim. Sinop’un doğal güzellikleri yanında şehir merkezini de çok severim. Sinop’tan sonra karadeniz sahil yolu, insanları denizden koparmaya başlıyor. Burasını belki de bu yüzden daha çok seviyorum.

Sinop şehir merkezi de güzeldir, gezilecek çok yeri var.  Fakat burada şehir rehberi yazmak istemiyorum, yürüyerek gezin işte 🙂

Bir sonraki durak Ordu

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir