Karadeniz Rotaları – 4

Sinop Hamsilos Koyu‘ndaki Martı Camping‘den ayrılıp sahiden yoluma devam ediyorum. Samsunlu arkadaşlar bozulmasın bana, Karadeniz turumda hep en az vakit geçirdiğim yer olmuştur yaşadıkları şehir. Terme’de yemek molası verip yola devam ettim yine. Yol üzerinde Ünye’de deniz kenarında kamp alanları görüyorum ama buralarda da kalmak çekici gelmiyor. Amacım Ordu’ya kadar sürmek, şehir merkezinde deniz kenarında bir soluklanmak ve Osman amcamızı ziyaret etmek. Ardından Giresun’dan başlayarak yüksek rakımlı yaylalara ulaşmak.

 

Ünye’den itibaren yollar tünellerle buluşuyor ve biraz keyiflendiriyor insanı. Çünkü sahil yolu çoğu yerde insanları denizden uzaklaştırmış. Ordu halkı bu konuda şehrine ve doğasına sahip çıkmış. Zaten Ordu kent merkezi, sokakları, kafeleri kendinizi zaman zaman Doğu Karadeniz’de olduğunu unutturacak bir ortama sahip. 2006 yılını iş gereği Giresun’da geçirmiştim, karadeniz yaylalarını sıkça gezme fırsatım olmuştu. Ordu’nun doğasına hayran kalmasam da (Rize, Artvin kadar) ne zaman akşam dışarı çıkmak, düzgün canlı müzik dinlemek istesem hep Ordu’ya kaçardım.

Samsun’u geçip Fatsa’ya gelince Türkiye’nin en uzun tünellerinden biri olan Nefise Akçelik Tüneli (3778 metre) karşınıza çıkıyor. Sakın bu tünele sapmayın, yoksa sahilden giden müthiş Bolaman yolunu pas geçmiş olursunuz. Eğer Karadeniz’in sahil yolu yapılmadan önceki güzel koylarını görmek istiyorsanız mutlaka bu yolu kullanın. Hatta bu yola başlamadan önce Boloman’da biraz soluklanın, Haznedaroğlu Konağı ve etrafındaki sokaklarda yürüyüş yapın.

Sonrasında benim çok sevdiğim dar, bol virajlı ve tünel yapılmadan önce çok tehlikeli olan sahil yolunda sürmeye başlayın. Şimdilerde bu yol Doğu Karadeniz hattı boyunca en tenha (yine de tırlar var) ve keyifli yolların başında geliyor. Yol boyunca geçtiğim köylerin hepsinde durup çay molası vermek geçiyor içimden. Fotoğraf arkadaşım Gülşah Merve Yüksel’in. (hayatimmotosiklet.net)

Eskiden başta “Uzun Saçlının Yeri” olmak üzere önünde kuyruklar oluşan çay bahçeleri, restoranlar olurdu yol üstünde. Şimdi artık herkes tüneli kullanıp hızlıca yol alıyor ama bu güzelliği kaçırıyor maalesef.

Bir de bu yol üzerinde Perşembe’ye gelmeden Çaytepe Köyü’nde Yason Burnu diye efsane bir yer karşınıza çıkacak. Üzerinde 1868 yılında Rumlar tarafından yaptırılan Yason Kilisesi ve bir de deniz feneri bulunuyor. Burada gün batımını izlemek, hatta kamp yapmak müthiş olacaktır. Fotoğraf arkadaşımız Ömer Işık’ın. (hayatkisabanamusaade.com)

Ordu’da mutlaka yapılması gerekenlerden biri teleferikle Boztepe’ye çıkmak dense de bana pek keyifli gelmiyor bu fikir. Tepeye çıkıp şehrin betonunu izlemektense yüksek yaylalara çıkıp yeşili görmek daha çekici değil mi? Yine de merak edenler için teleferik istasyonu hemen merkezde, denizin kenarında yer alıyor. Tepeye çıkan dik yol ise motosiklet için çok eğlenceli.

Ordu’ya gelmişken Boztepe’ye çıkan yol üzerinde yaşayan Türkiye’nin ilk motosikletli gezgini Osman Gürsoy’u da ziyaret etmeyi unutmayın. 1970′li yıllarda, Vespa motosikleti ile Ordu-Londra arasını tam 19 kez, ardından A.B.D ve Kanada’yı karış karış gezen Osman Gursoy’un hikayesinin tamamını buradan okuyabilirsiniz. Türkiye’nin İlk Motosikletli Gezgini.

Bu arada tabi ki Ordu’da bulunan yaylalar da gerçekten görülmeye değer. Hatta çok vaktim var dersen Ünye’den güneye Niksar’a (D850), Refahiye üzerinden Mesudiye’ye geçersen yol üzerinde bir sürü yaylaya ulaşacaksın. Ama az vaktin varsa Rize, Artvin yaylaları daha etkileyici demem gerek, yola devam yani. 🙂

Ordu ile ilgili Azgezmis.com’un yazdığı kısa rehberi okumanızı da tavsiye ederim. Yeşilce Köyü gibi güzel yerler hakkında bilgi ve fotoğraflar bulacaksınız:

Fotoğraflar: Erkin Yeşil, ordukulturturizmgov.tr, orduhursesgazetesi.com, bik.gov.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir